• Sıfır Kitap Kapağı
  • Hayatın senin için ayarladığı randevudan habersiz, “Bana bir şey
    olmaz!” der ve hızla gidersin ya hani dünyanın dikine…
    Öyle gidiyorum işte!

    Neyin peşindeyim, bilmiyorum! “Her nerede değilsem, orada
    mutlu olacakmışım gibi geliyor” diyen Baudelaire gibi, sıkıştığım
    yerde bunaldım ve artık olmadığım yeri mi merak ediyorum?

    Peponi!

    Burada, “hatalarıyla bütünlüğü yakalayabilen bir insan”
    olduğum duygusu hâkim. Hayatıma dair ne varsa bilindiğini,
    anlaşıldığımı ve en önemlisi yargılanmadığımı hissediyorum.
    Bu, kendimle barışık olma halimin en zirve noktası.

    Burada Einstein var; Steve Jobs, Benjamin Button,
    Andy Warhol var… Yetmez! Anne ve babasına “Sevmek yeter
    sandınız!” diyen büyüme sancıları içindeki genç var.
    V for Vendatta var, Fight Club var; Süveyda, Erhan, Bilge var.
    Ancak daha önemlisi sen varsın, ben varım, hepimiz varız.
    Hâlâ yetmedi mi? O zaman sevgilin var, kardeşin var,
    annen baban var.

    Gören gözlere, duyan kulaklara, dokunan tenlere…

    Sıfır!

    “Bir ömre birden çok hayat sığar” diyen hepimize.

sağda solda ne dediler?

  • “Bir dünya bestseller’ı yayınlama heyecanındayım. Hani bana deli demesiyle gurur duyduğum yeni bir yazarım vardı ya, işte onun SIFIR kitabını matbaaya gönderdik, şimdi o deliriyor :) Bu kitaba dikkat!”
    Yelda Cumalıoğlu – iki çocuk annesi / Destek Yayınları kurucusu

  • “Siz hiç yaşayan size, ölmüş bir siz gözüyle bakmayı denediniz mi? Çok şakacı ama aynı zamanda çok kalbe dokunan bir serüven.”
    Aycan Aşkım Saroğlu – gazeteci, rüya avcısı, editör

  • “Sıfır, Tunç Kılınç’ı özel sektör hiyerarşisinin üst basamaklarındaki beyaz yakalı kişiyken, bugün bildiğimiz Tunç Kılınç yapan kişi, olgu, duygu ve cümlelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir mozaik.”
    Uğur Özmen – kel kafalı altın kalpli üniversite hocası, bir de CRM’ci

  • “Tunç Kılınç, çözümü -ipuçlarınızı elinize tutuşturduktan sonra- size bırakan biri yazar. Hem merak et(tir)meyi, hem keyifle oku(t)mayı başarıyor. Hep ‘bir şeyler olacak, bak görürsün’ beklentisi ve umudu yayan bir kitap Sıfır. Ve sizi bekleyen sürpriz bir son!”
    Korkut Akın – yönetmen, eleştirmen

  • “Sevgili Tunç kendi gibi sıradışı bir kitap yazmış.”
    İskender Paydaş – müzisyen, yapımcı, aranjör

  • “Kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların dünyalara sahip çıkmasının hayreti zaten hep vardı üzerimde. Sıfır’ın çok akıcı bir dili ve ilginç bir hikayesi var. Epey sürprizli bir sona doğru giden bir yolda gibiyim…”
    Azra Kohen – Fi / Pi / Çi

  • “Ali ve yoldaşı Kido! Yolculuğumuzun bir yerinde soluklanıp hayatımızı mercek altına almamızı sağlayan bir kitap Sıfır. Sıfırlanmamızı belki de! Ya da ne yaparsak yapalım aslında sadece bir ‘sıfır’dan ibaret olduğumuzu anlatan bir roman!”
    Funda Acar – editör, kitap okuyanlar için kafe açacak

  • “Fikir Atölyesi’nin kurucusu, Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nin yaratıcısı Tunç Kılınç şimdi de ‘Sıfır’ adlı bir kitap yazınca kapısını çaldık. Biz hem kitaptan hem de söyleşiden çok keyif aldık. Siz de kendinize bir kıyak yapın ve bu kitabı okuyun.”
    Sibel Ateş Yengin – gazeteci, Akşam

  • “Tunç Kılınç, ‘Sıfır’da kazandığı unvanlar ve iş hayatında elde ettiği başarılarla ördüğü duvarların oluşturduğu hapishaneden firarını yaşatıyor okura. Hem de aşina olduğumuz o samimi üslubuyla.”
    Merve Kara – Webrazzi

  • “Sayfaları çevirdikçe hayatı ve gerçek anlamda yaşamı ıskalamamak için çırpınmaya başlayacağınız, sizi harekete geçirecek bir kitap Sıfır. Eğer hayata karşı duruşunuzu değiştirecek türden bir kitap okumak istiyorsanız, tam size göre.”
    Renan Tavukçuoğlu – Tavsiye Melekleri

  • “Sonunu söylemeyeyim ama hayatın ne kadar güzel bir şey olduğunu, olabileceğini ölülerden öğreniyoruz. Sıfır, ölümle başlayan ve hayata doğru akan sıra dışı bir yolculuk.”
    Gülenay Börekçi – gazeteci, Habertürk / Egoist Okur

  • “‘Niye Sıfır?’ diye bakarken içinden bir kartvizit düştü: ‘Seni gülümsetebildiysem ne mutlu, sen de birine bir kıyak yap! Bıraktığın tek iz de bu olsun.’ Kitabın üzerinde ayrıca başka bir not: ‘1. Sağlığa; 2. Özgürlüğe; 3. Kardeşliğe; 4. Hayallerin peşinden gitmeye; 5. O zaman bu zamana!'”
    İlker Topdemir – gazeteci, İlker Kafası / Milliyet

  • “Hayatın ciddiyetine nanik yapan adam Tunç Kılınç, yeni kitabı Sıfır ile ‘Hayat böyle geçmez abi’ diyenlere hayatın çok da kolay geçeceğini fantastik bir dille anlatıyor. İddiası samimiyetinde gizli bu adamı yakından tanımanız için Bugün Pazar’a misafir ettik.”
    Tuğba Sim – gazeteci / Bugün

  • “Yazar hayal gücünde, Steve Jobs ile kendisinin ‘diğer tarafta’ tasarladığı ‘iBaraka’ adlı bir mekanda muhabbeti Türk kahvesine bağlayabiliyor mesela. Girişimci ruhların da ilgisini çekebilecek bir kitap.”
    Buket Öktülmüş – gazeteci / Milliyet

Sıfır’dan ilk sayfalar   (köşelere tıkla!)

siz ne dediniz?

  • “Bazen ders aldım, bazen kahkaha attım, bazense sadece imrendim. Bana çok şey kattı. Zayıflıklarımı görmemi sağladı, ilişkiler konusunda bakış açısı verdi. Çocuğuma hatalı davrandığımı istemeden de gösterdi. Sıfır bir roman değil sadece. Katma değeri olan bir eser.”
    Zeynep Pamuksüzer – iki çocuk annesi, iş kadını.

  • “Empati ve objektivite sınırında merak içerisinde gezinerek okunan ve sonu okuyucunun kendisine çıkan bir macera kitabı, bir seyir defteri.”
    Arın Kuşaksızoğlu – Kül’ün vokalisti, felsefe mezunu, iletişim doktorası yapıyor.

  • “Doğru düzgün kitap okunmayan, basılmayan, satılmayan güzel Türkiye’mizde hala kitap yazan; yazdım ama ya okunmazsa diye korkmayan ‘deli’ler iyi ki var!”
    Şebnem Turan Güler – iki çocuk annesi, kitapçıda çalışıyor.

  • “İçinde sen varsın. Ben varım. Herkes var. Sonuna gelene dek ayrılamayacaksınız. Olağanüstü.”
    Zeynep Doruk – Lucky’nin annesi.

  • “Bugün bir kitap okudum. Hem bugüne ait, hem değil gibi. Hem kurgusu var, hem yok gibi. Adını aldığı rakam kadar güçlü, yazarı gibi fantastik. Mutlaka okunup bitirilecek değil, açıp açıp defalarca okunması gereken.”
    Gülşah Öztürk – hiç olduğunu söyleyen bir ikiz çocuk annesi.

  • “Hem güldürdün, hem duygulandırdın. Özel seçilmiş kişilerle destekleğin hikayende hayata dair düşündüren ve sorgulatan çok şey yakaladım Sıfır’da. Umarım dünyayı, gerçekten insan olduğumuzu ve insan sevmeyi hatırlatır okuyucularına.”Ali Tangudar – deniz sevdalısı, eski kaptanlardan.

  • “Kitapta yazılan her sözün, her şahsiyetin aklımda bir sürü anısı var ve sanki yapbozun eksik parçaları birleşmeyi bekliyordu. Bir şey eksikti ve o harika adam yine yapacağını yaptı. Tam hayal ettiğim ve beklediğim gibi…”Duygu Kıdıkoğlu – kitaplara aşık profesyonel öğrenci.

  • “Karşılaştığında ‘gerçek’ sandığın o iki hece artık sen değilsin, okuduğunda hissedebilirsen işte asıl o zaman gerçeksin!”
    Berk Hasret – müzik adamı, DJ.

  • “Ne yaptın, ne ettin sonunda hepimize kıyak geçmeyi başardın. Ellerine sağlık Tunç. Bu arada kahveyi de ‘tüm kaybettiklerim’ şerefine içince ayrı bir keyifli oluyormuş. Onu da öğrettigin için ayrıca teşekkürler.”
    Melek Buket Özmen – uçan karavan şoförü, hayalperest.

  • “Kimi zaman aklınızı okuyan bir satır, ruhunuzu yansıtan bir ayna, evde gibi hisettiren bir yürek oluyor; kimi zaman da fark etmek için miskinliğinizi, kendinize ihanetinizi veya cesaretsizliğinizi suratınıza çarpılan bir tokat, atılan bir fırça, tetikleyen bir söz oluyor bu kitap.”
    Zeynep Boneval – uçan cadı!

  • “Nazım Hikmet Maksim Gorki için şöyle der; ‘Gorki insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir.’ Sıfır’dan sonra Tunç Kılınç da okurları yaşadıkça varolacaktır!”
    Adnan Topçu – topçu olamadı satın alma yapıyor!

  • “Keşke hiç bitmeseydi dediğim bir kitap. Her sayfasında okumaktan haz alacak ve Peponi’den hiç çıkmak istemeyeceksiniz.”
    Ömer Kaplan – patenli öğrenci.

  • “MOMO’yu okurken aldığım tadı aldım kurguda. Pamuk helvalarla, tersine akan şelalelerle, Dünya’ya açılan Baraka ve rengarenk tepelerle bezenmiş Pepponi ile, Şebnem Ferah’ın ‘Sil Baştan’ı, ‘Kabak Koyu’nda gün ağarması ve sevgili Kido, Süveyda, Murat ve Cemal ile.”
    Sevim Özer – gezgin terapist.

  • “Muhteşem bir hayal gücü, çok kuvvetli ifadeler, çarpıcı sorular… Çok güzeldi! Merak uyandıran, güldüren, içinde sıkıntılar kabuslar yaratmadan düşündürüp ama umut da veren çok değişik bir kitap.”
    Zeynep Kılınç – ‘+1 yaş’ ablası, Mex’in annesi.

  • “Plaza insanı olarak günlük koşturmacılarımızın içinde üstünü örtüp görmemezlikten geldiklerimizi, fantastik bir dünyada, çok güzel ve akıcı bir yorumla okudum. Tüm samimiyetimle söylüyorum, gerçekten uzun zamandır içinde kendimi bulduğum, bulmaktan kaçmadığım tek kitap oldu. Keşke devamı olsa…”
    Burcu Temüroğlu – dantel yakalı plaza kadını.

  • “Sıfır’dan başlayan, başlatan kocaman bir macera. Aslında her şeyin kafada oluştuğunu ve yine kafada bittiğini yüzünüze vura vura anlatan bir roman, bir hikaye, bir düşünce yumağı.”
    Can Uzun – Eskişehir’den Bilgisayar Mühendisi çıkacak.

  • “Yaşam kargaşası içinde detaylara takılan ya da kaçıran ama en çok da gençlerin hayat felsefesini gözden geçirmesine neden olacak, okuması rahat, kurgusu çok farklı müthiş bir roman.”
    Aylin Anık Dündar – diplomalı anne.

  • “‘Çok hayal kuruyorum. Sayıca fazla olunca, biri gerçek oluyor!’ En çok bu cümleyi sevdim. Az biraz ilerleyince başka başka cümleleri de sevdim ve hatta bazılarının altını çizdim. Sıfır’ın sıfırlanabilmek ve ‘yeniden yeniden’ diyebilme enerjisini ise daha çok sevdim.”
    Tüy Kalem.

  • “Uzun zamandır bu kadar iyi bir kitap fikri duymamıştım, okuyun ve kendinize bir güzellik yapın. Sonra bir tane daha alın ve onunla da birine Faili Meçhul bir kıyak yapın… Dost tavsiyesi.”
    Ömer Ekinci – yeni evlendi, boksör, televizyoncu

  • “Sıfır’ın hafifliği ve güzelliği! Çok akıcı ve bir o kadar da keyifli. Özellikle gençlerin okumasını tavsiye edebileceğim bir baş ucu kitabı. Son bölümdeki gizli sürpriz ise hiç bir yerde rastlamadığımız, çok etkileyici bir olay.”
    Senem Tamer – yenilik meraklısı, tam zamanlı anne

  • “Tam da sıfır’lamak üzereyken karşıma geldi, koskoca bir SIFIR! Hiç olmaya direnme dedi bana, bırak gitsin… Ruhuma dokundu.”
    Ayşegül Karaçivi

  • “Bu genç yaşımda elime alıp bir günlük harçlığımı verdiğim bu kitabı bu denli seveceğimi akıl dahi edemezdim. Elimden bırakıp yoğun hayatıma dönesim gelmiyor. Okudukça okuyasım, karşılaştığım her insana okutmak istiyorum bu dostu.”
    Esra Aydın

  • “Herkesin çeşitli sebeplerle önemsemediği hatta üstünü örttüğü duyguları, güzellikleri, değerleri tekrar hatırlatan ve hayatı biraz daha anlamlandıran, derslerle dolu bir kitap.”
    Çağlar Aslan – Microsoft Bing Sonuç Analisti

  • “Hayatlarımızda bir türlü uygulayamadıklarımızı ve söylemekten korktuklarımızı öyle güzel, öyle hüzünlü ve bir o kadar da gülümseyerek anlatmışsın ki, yüzümüze gelen tokatta hem bize sevecenliği, hem de “lan kendinize gelin olum” uyarıcılığını hissettirdin. :)”
    Çağdaş Dikici – Trabzon’da üniversite okuyor, sporcu.

  • “Ali’nin yaşadıklarını ve hissettiklerini ben de yaşadım. Ve hayatımda dönüm noktası oldu. Sıfır’ı okurken gözyaşlarımı tutamıyorum, hatta buraya yazarken de…”
    Lütfiye Balkaya

  • “Kitabı okurken herkesin içinden bir şeyler bulabileceği ve kimi zaman hüzünlü, kimi zaman komik, çok sürükleyici ve değerli bir yapıtla karşılaştım. Sıfır benim için gerçekten şu zamana kadar okuduğum en değerli ve en anlamlı kitap olarak yerini aldı.”
    Tolga Merdamert

  • “Hani bir solukta bitti denir ya, Sıfır gerçekten de öyle bitti. Belki de korktuğum gibi sıkıcı gelişim kitaplarından olmadığı için. Mızmızlanıp şikayet ettiğim, gurbette olduğum bir dönemde bakış açınız iyi geldiği için bir solukta bitti sanırım. Yukarıdan olmasa da, kenara çekilip bi soluklanıp kendimi izlemem iyi geldi, gelecek…”
    Havva Sokullu

  • “Bir içe dönüş ve sorgulama… Bilen adam gibi bir duruş da yok Sıfır’da; samimi, kendini de eleştiren ve açık bir dille yazılmış. Özellikle son konuşma bölümüne bayıldım. Hayat gerçekten çok kısa ve insan isterse çok güzel bir hayat yaşayabilir.”
    Deniz Bayel – 38 yaşında fresh bir master öğrencisi

  • “Çok kitap okumuşluğum var, ama bir kitabın hayatımı bu kadar etkileyeceğini, hayatıma bu kadar farkındalık katacağını hiç düşünmezdim. O kadar boş ve gereksiz şeylere takılıp yaşıyormuşum ki, bunların hepsini değiştirdim artık. Hep bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken kaybettiğim ne çok şey olmuş. Etrafımdaki herkese şiddetle tavsiye ediyorum.”
    Damla Erdoğan

  • “Hayata hep bana bir şey olmaz deyip geçenlerin kitabı bu kitap. Biraz da öyle geçip gidenlerin. Nerede değilse orada mutlu olanların. İnsan olmadığı yeri merak eder mi? Yazar ediyor bu kitapta. Sevmenin her şeye yeteceğine inananlar mı haklı bilemeyiz ama bir ömre kaç beden sığacağını sorguluyorsanız bu kitap sizin için. Sıfırı tüketmeden okuyun.”
    Evvel Cevap – her derde deva

  • “Sadece geleceğimi ve iyi bir statü düşünürken, aslında hayatın nasıl da akıp gittiğini ve her anın tadını çıkarmam gerektiğini sorgulattı. Bundan sonra kahveler sade değil, anlı :)”
    Emre Özçalık

  • “Kendime itiraf edemediğim duyguların yazıya dökülmüş halini okumak… Harika bir kitap!”
    Melike Sel

  • “Faili Meçhul Kıyak’ı hayatıma geçirdim. Evimin oradaki büfe ile anlaştım. Her gün 5 liralık ekmeğin parasını gelen müşteriler ekmek aldıkları zaman ödendi diyor :) Hayatımda bir solukta okuduğum tek kitap!”
    Gülşah İleri

  • “Baba oğul hikayesini okurken gözümden yaş süzüldü. Bir kitabı okurken bu kadar hissedebilmek bence budur. Gerçekçi, samimi, içten ve akıcı bir dil… Çok kitap okumama rağmen, Sıfır, elime aldıktan sonra bırakamayıp tek seferde okuduğum ilk kitap oldu.”
    Gül Özgen

  • “Mükemmel! Tam anlamıyla bayıldım.”
    Gamze Altındal

  • “Sevgili Tunç Kılınç güzel bir kitaba imza atmış. Sadece güzel olmakla kalmıyor, eğitici, destek verici ve kalbe dokunucu yönleri de var. Okuduğum en iyi kitaplardan bir tanesi.”
    Saliha Türkben

kim bu Tunç?


Sıfır kitabın sıfır yazarı!

Tunç Kılınç

Lise: Kabataş Erkek Lisesi. Okul sadece erkek olduğu için yandaki kız lisesinin duvarı her sene 30 cm yükselir mi? Bu çağdaki insanlara yapılan ne büyük bir eziyettir bu!

Üniversite: Amerika’da Southern Illinois University diye bir devlet okulu. Eyalet sıkıcı, okul hareketli. O yaşlarda bu bilgisayar önemli bir iş olacak öngörüsü ile onun mühendisi olalım diye başlıyoruz, sonradan anlıyoruz ki sistem analistliği değil istediğimiz.

Bölüm değiştiriyoruz, sene kaybediyoruz, ancak en azından istediğimiz alandan geliyor diploma: İş İdaresi ve Pazarlama. On sekiz yaşında evden uzak kimseyi tanımadığın bir ortamda tam zamanlı okul ve çalışma temposunun kazandırdıkları ise o diploma parçasından çok daha değerli oluyor [ve bunu anlamak da yıllar alıyor!]

Sonra Türkiye’de ilk iş deneyimi: Procter & Gamble. Fotokopi çekip deterjan pazarlaması öğreniyoruz. Bir sene sonra koşar adım oradan uzaklaşıp, reklam sektörüne atlıyoruz: Alice / BBDO. Müşteri ilişkilerinde temsilcilikten zamanla direktörlük gibi havalı lakaplar alıyor, aynı zamanda yeni müşteri kovalıyoruz.

Beş buçuk sene sonra Nissan “Gel benim Satış ve Pazarlama Müdürüm” ol diyor; otomobil satışını öğreniyoruz iki sene. Sonra Komili “Bırak arabaları, sen gel bende Pazarlama Müdürü ol, sana sabun ve su öğretirim” diyor.

Devamlı  telefon numaraları değişiyor, kimse beni bulamıyor! İki sene sonra Nicholson International isimli kafa avcıları beni bir yerlere önerirken “Yok, bu iş böyle olmaz, sen gel bizde avcı ol” deyip ikna ediyor, koca koca genel müdür adayları ile mülakat yaparken “koltuk sevdasının” iç yüzünü anlıyoruz. Kısa sürüyor tabi bu komedi de.

Kurumsal hayatın en sonunda ise Turkcell var. Orada geçen altı sene içinde Müşteri Memnuniyeti Müdürlüğü ile başlayıp, Satış Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü ile devam edip, Bireysel Müşteriler’den sorumlu Müdür olup, katma değerli servisler sunan Shubuo’da inovasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak ayrılıyoruz.

On altı sene maaşlı profesyonel iş hayatı da böylece sonlanmış oluyor. Kjell Nordstrom ve Jonas Ridderstrale’nin müthiş bir sözü var: “Günümüz toplumu, benzer eğitim almış benzer çalışanların; benzer fikirlerle benzer ürünleri, benzer kalite, benzer fiyat ve benzer yöntemlerle sattıkları benzer firmalarla dolu.”

Biz de bu abilerden “Şu kısacık hayatta ‘benzer’ olmamak gerek” dersini alıp, 2005 yılından sonra beynin solunu emekliye ayırıyor ve sağını uyandırmaya karar veriyoruz. “Faili Meçhul Kıyak!” mesela veya “Beni REDDettin!” işte hep bu sağ tarafın bok yemeleri!

İşe yarar yaratıcılık [her ne ise o!] ve yeni fikir üretebilme çoşkusuyla firmalara yönetim danışmanlığı yaparken, Aralık 2005’ten beri Fikir Atölyesi’nde bir şeyler karalıyor ve sonrasında kitap yazmaya başlıyoruz. “Sıfır” isimli kitabımız da böyle doğuyor.

“Fikir Atölyesi nedir, Tunç Kılınç kimdir?” sorusuna “sizin gözünüzle” cevap aradığımız sayfa ilginizi çekebilir. “Yetmedi, yapacak zaten daha iyi bir işim yok, ben seni daha iyi tanımak istiyorum” diyorsanız; Fikir Atölyesi’ndeki şu videolara bir göz atın.

[Bana sorarsanız bilgisayar başından kalkın ve dışarı çıkın!]