Sıfır kitabının konusu.

Tunç KılınçUncategorized11 Yorumlar

Sıfır kitabının konusu için “siz ne dediniz?” bölümüne gelen bir yorumu aynen sizinle de paylaşmak istiyorum: 

Otur, sıfır! 

Hayatımız kendimizi yaşamak adına koca bir sıfır mı? Yoksa hayattayken ‘sıfır’dan başlayıp gerçekten kendimizi ve hayallerimizi yaşamaya başlayabilir miyiz?

Tunç Kılınç iki gecede soluksuz bir yolculuğa çıkardı ‘Sıfır’la beni! Arka planda nefis rock müziği…

  • Murakami’nin fantastik dünyasından, Jung’un gölgesine; Bukowski, Linklater, McTeigue, Čapek ve Bergman sahnelerinden, Einstein’in sezgisel, Steve Jobs’un kural tanımaz, Richard Branson’un kaçık ve cesur, Warhol’un fırsatçı dehasına; Severn’in mektubundan, Nick’in videosuna; Halil Gibran’ın dizelerinden, Randy’nin son konuşmasına; Süveyda’nın öyküsünden, kartalın yeniden doğuş hikayesine; oğul ve abi mektuplarından, hapishaneye, tımarhaneye…
  • Aileye, abiliğe, aşka, ilişkilere, sevgiye, eğitime, işe, politikaya; yani hayatın ta kendisine…
  • Bencilliğe, acımasızlığa, açgözlülüğe, güç ve iktidar hırsına karşı umuda, inanca, paylaşmaya ve azme…
  • An’ın tadına…
  • İnsan olmaya, gerçek olmaya, samimi olmaya, hafif ve şeffaf olmaya…
  • Gülmeye, gülümsetebilmeye, kucaklamaya, kadir kıymet bilmeye, dokunabilmeye ve faili meçhul kıyaklara…
  • Cesarete, maceralara, mucizelere, muzipliklere, kendinle dalga geçebilmeye, şakalara, oyunlara, renklere, pamuk helvalara, Pepponi’ye ve Kido’ya…

Son derece dürüst, muzip ve yüreklice bir yolculuk.

Sıfır

Sıfır

Kimi zaman aklınızı okuyan bir satır, ruhunuzu yansıtan bir ayna, evde gibi hisettiren bir yürek oluyor; kimi zaman da fark etmek için miskinliğinizi, kendinize ihanetinizi veya cesaretsizliğinizi suratınıza çarpılan bir tokat, atılan bir fırça, tetikleyen bir söz oluyor bu kitap.

Nasıl mı?

İnsanın sıkıntı ve tatminsizliğinin derinliklerinde yine kendisinin yattığını, uyum sağlama çabası ile kendini ‘meli – malı’larda nasıl eritip yok ettiğini bir tokat gibi vururken yüzünüze, aslında kendini yeniden yaratabileceğine dair elinizden tutuyor.

Başka nelere mi dair?

  • Kaybetmenin, düşmenin, başarısızlığın, reddedilmenin aslında yaşamak olduğu ve yaşamın dünyada var olan en istisnai şey olduğuna…
  • Başkalarının diz çökeceği kelimeleri değil gerçekten hissettiklerini söylemeye…
  • Yaşarken ölmek yerine, yaşarken yaşamaya…
  • Hatalarıyla bütünlüğü yakalayabilen bir insan olmaya…
  • İlk önce kendi hayatının devrimcisi olmaya…
  • Öpücüğe hak ettiği dikkati vermeye…
  • Hayal gücünün insanı her yere götürebileceğine inanmaya…
  • İnsan bilincinin geri kalanlardan ayrı olduğuna dair optik yanılsamadan özgürleşmesine…
  • Noktaların bir gün birleşeceğine inanmaya…
  • Ölümü başlıbaşına hayatın değişim ajanı olarak düşünebilmeye…
  • Bilmemeye ve teslim olmaya cesaret edebilmeye…
  • Kaskatı dimdik durmak yerine bükülmeyi öğrenmeye…
  • ‘Neden’ yerine ‘Neden olmasın’ diyebilmeye…
  • Özür dilediğinde, düzeltmek için ne yapabilirim diye eklemeyi unutmamaya…
  • Haklı olmak yerine gönlü bol olmaya…

Ben ne mi aldım?

  • Düşsem de kalksam da, ‘Olsun be hocam, aldığım not sıfır olsun, ama benim olsun’ demeye…
  • Bundan sonraki hayatımın her damlasını, kendime göre hakkını vererek yudumlamaya…
  • İçimdeki meraklı, oyuncu, uçuş uçuş küçük kızın elinden tutup, birlikte çıplakayak sokağa fırlamaya…
  • Kalabalıklar ters yöne doğru yürürken onları yarıp kendimize ait yolda yürümeye…
  • Dur ya, hatta uçmaya!
  • Yüzümüze yayılan bir gülümseme ile yolda başımıza gelenleri kucaklamaya ve sevmeye…

Söz verdim. Yani almadım, verdim.

Hep beraber kafayı sıyırdığımız doğrudur! Kendimi doğurmadan doğuramayacağımı hatırlatan Ali, aldın benden 46 X 2  🙂

Okuyun. Okutun.

Zeynep Boneval. Teşekkür ederim.

“Sıfır kitabının konusu.”” yazısında 11 yorum

  1. Pingback: Sıfır ilk ayında on sekiz oldu! - Fikir Atolyesi

  2. Deniz Şenel

    Merhaba. Ben Değirmendere Ortaokulu’nda öğretmenim. İzmir’in Menderes ilçesine bağlı küçük bir köy okulu.

    Okulumuzda 100 öğrenci var. Çoğu göçle gelmiş, maddi durumu çok yetersiz ailelerin çocukları. Okulun İzmir’de olduğuna inanamıyor insan. Terliklerle, incecik kazaklarla geliyorlar okula. Tarlada, serada çalışmak ya da kardeşlerine bakmak için okula gelemeyen bu çocuklar için bir şeyler yapılmalı.

    Ders kitabından başka kitaplar da tanımalı bu çocuklar, her sabah uyanmak için bir hayalleri olmalı. Onlar adına sadece kitap istiyorum. İnanıyorum ki: Okul için her şey yapabilirsiniz; ama okulun bir kitaplığı yoksa hiçbir şey yapmamış olursunuz.

    Bizim en büyük eksiğimiz bir kütüphane, sınıf kitaplıkları, sözlükler, test kitapları, kitap, kitap, kitap… İnanın bazen bir kurşunkalem bile öyle değerli ki burada ve çocuklar öylesine aç ki kitaba ışıl ışıl gözleriyle… Sadece kitap istiyorum onlar için. İstiyorum ki 2016 kitap dolu bir yıl olsun onlar için. Hepsi adına ilgilenen herkese teşekkür ederim.

  3. Muhammet

    Evet bu kitap güzel okıuabilirim dedigim nadir şaheserlerden biri fakat bi yazar olarak siz ne çıkardınız bu kitabı yazmaktan daha onemli degil mi?

  4. mehmet can dağlı

    Kitap mukemmel bakis acimi degistirdi tam 3 kere okudum kitabi keske devami olsa ☺

  5. Aynur Valiyeva

    Tunc bey kitabi mutlaka okuyacam, çox met etdiler, men guzel hayati kitablari çox seviyorum, ve duşunuyorum ki bu kitab da böylelerinden olacak benim
    için okuyub bitirdyimde.

  6. Ayhan Baş

    Oğluma her konuda müdahale ettim… Onun iyiliğine yaptığımı zannediyordum…. Kitabı oğlumun ısrarı ile okudum… İyi ki okumuşum… Buradan oğlumda özür diliyorum… Kitapta yazdığı gibi… Özürümü kabul etmesi için ne yapabilirim diye düşünmeye başladım bile… Sevgili oğlum… Her zaman kendin ol ve ‘AN’ı doyasıya yaşa… İyi ki varsın oğlum… İyi ki varsınız ‘TUNÇ KILINÇ’… Sevgiler… Saygılar.

Düşünceni Paylaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir